14 Şubat 2010 Pazar

Zayıflamada Zihin Gücünün Önemi

İnsanoğlu beden-ruh –zihin üçlüsünün mükemmel uyumu ile yaratılmıştır. Fiziki yapımız olan organ ve dokularımızın sağlıklı işlemesi ve hayatiyetini devam ettirebilmesi için psikolojik desteğe ihtiyaç vardır. Günümüzde zorunlu olduğumuz yoğun stresli ve hızlı yaşam standardı bir çok insanda bu mükemmel uyumu bozmakta. Bu ahenk bozukluğu bedensel arazlardan çok ruhsal ve zihinsel arazlara daha sık yakalanmamıza sebep olmaktadır.


Metabolizma hızı yada başka bir deyişle aldığımız enerjiyi sağlıklı yakma kalitemiz günümüzde bir çok insanını ortak sorunu olarak karşımıza çıkmakta. Bu sorunun en önemli sonucu olan şişmanlıkla mücadelede ise bilim dünyası tam bir fiyasko ile karşı karşıya kalmış durumdadır ve adeta acizliğini ilan etmiştir.


Özellikle 40’lı ve 50’li yıllarda insanı bir buhar makinası gibi gören anlayıştan başlayarak günümüze kadar devam eden sağlıklı zayışama ile ilgili çalışmalar 70 ve 80’li yıllarda çok sayıda saçma rejimlerle belki de bir çok insanın beden ve ruh sağlığını bozmuş ve hala da bozmaya devam etmektedir.



Sağlıklı zayışamada ruhsal yapının devreye girmesi gerekliliği günümüzde ortak kabul gören bir gerçektir. Bu gerçeklilik son yıllarda beyin gücünü kullanmayı ve işi daha başında beyin gücü ile halletmeyi hedeşer.



Mükemmel ve bir o kadar da güçlü olan beynimizde bilinç ve bilinç altı denen bir bölgemiz var ki bu bölgeye zihin adını veriyoruz. Zihin bu yönü ile fiziksel bedenimiz ile ruhumuzun bütünleştiği her yönden zengin bir arena. Bilinçaltı zihnimiz çoğu insan tarafından kullanılmadığı yada bilinmediği için çare ve çözümlerde pek gündeme dahi gelmez.


Özellikle ruhsal kaynaklı hastalıklarda bilinç altı çok daha büyük bir önem arz etmektedir. Altıncı his, ön sezi yada gelecekle ilgili bazı garip hislerin kaynağının da beynimizin bu bölgesi olduğu yaygın kabul gören bir tezdir.


Kilo verme yada sağlıklı zayışamada zihnimizi kullanabilmek başarılı olmak demektir. Çünkü biliyoruz ki: Formda olduğumuz zaman kendimizi daha zinde hissederiz. Organlarımızın daha sağlıklı çalıştığını düşünerek gelecekte hastalık kaygıları taşımayız. Hatta kendi öz güvenimiz her zamankinden daha fazla bir durumda seyreder.


Aldığımız gıdaların harcanmasında bazal metabolizma dediğimiz enerjiyi yakma hızımız vardır. Zihin gücünü kullandığımızda bu metabolizma hızımız onlarca kat artabilir. Enerjiyi yakma ile ilgili sorunumuz, bu şekilde halledildiğinde zaten hızlı bir zayışama süreci kendiliğinden başlayacaktır. Bu süreç sağlıklı bir süreçtir. Burada bize düşen görev ideal kilomuzun kaç olduğunu bilmemiz ve kilo kontrolümüzü takip etmemizdir.


Eskiden beri söylenen bir söz vardır. İşi beyninde bitirmek. Mantıkla duygularımızı birleştirip beynimizle de yüreklerimizi birleştirdiğimizde zihnimizin kilidini açabilir ve oradaki güce ulaşabiliriz. İstemek başarıya götüren en önemli unsurdur. Gerçekten zayıflamak istiyorsanız mucize diyetler yada özel zayışama kliniklerine ihtiyacınız yok.


Zihin gücümüzü kullanarak sağlıklı zayışama projesinde, eksersiz ve hareketli bir hayat yanında, beslenme sırasında almış olduğumuz gıdaların dengesine dikkat etmek zorundayız. Peki denge derken neyi kastediyoruz? Karbonhidrat yağ protein oranını esas alıyoruz. Bu oran kabaca, %40 karbonhidrat, %40 protein ve %20 yağ içermelidir. Bunun yanında mineral vitamin ve lif dengesi birlikte korunmalıdır.


Zihin gücünü kullanarak sağlıklı zayışama programında sabah kahvaltısına ayrı bir değer vermeliyiz . Kahvaltıda alacağımız gıda çeşidi ve miktarını fazla sınırlandırmıyoruz... Kahvaltıda yasakladığımız başlıca gıdalar ise, beyaz şeker beyaz ekmek, kızarmış patates, kaymak, rafine edilmiş gıdalar, salam, sosis vs….

Öğle yemeklerine gelince; burada biraz cimri davranmayı, yemek çeşidi ve miktarı konusunda ölçülü davranmayı tavsiye ediyoruz. Salata, yeşil sebzeler, ayran ve yoğurt gibi takviyelerle doyma hissine çabuk ulaşılması faydalı bir yol olacaktır.


Akşam yemeğinde ise fakir sofrası düzeyinde bir beslenme ile ağırlıklı olarak çorba salata ve meyve içeren bir menü ile bir günlük beslenme programını tamamlayabiliriz.


Öğün atlama veya günde tek öğün beslenme zayışamak isteyen insanların sık başvurduğu yanlış uygulamalardan biridir. Bazı insanlar akşama kadar hiçbir şey yemediğini, fakat bir türlü zayışayamadıklarını söylerler. Aslında bu beslenme tarzı vücudumuzda orta vadede ciddi problemlere sebep olabilecek yanlış bir yoldur.


Siz de zihin gücünüzün gücünü keşfedebilir ve bir türlü başaramadığınız ideal kilonuzu sağlığınızı kaybetmeden yakalayabilirsiniz.

Baş Dönmesi Ve Dengesizlik

Sık karşılaşılan ve hastalarda panik ve korkuya sebep olan bir yakınmadır.Beyin ve boyunla ilgili hastalıkların habercisi olabileceği gibi sıklıkla iç kulak ve ortakulakla beynimizdeki denge organı arasındaki bağlantı ve düzenin bozulması ile de ilgilidir.




Baş dönmesi ve dengesizlik şikayeti ile gelen hasta öncelikle ayrıntılı bir nörolojik muayeneye tabi tutulmalı ve gerekli vakalarda boyun ve beyin filmleri ile hastaların kesin teşhisi konmalıdır.




Hastalarda baş dönmesi bulantı kusma gibi denge organın fonksiyon bozukluğu bulguları yanında kulak çınlaması ,uğultu ,başta sıkışma ,gerginlik, boyun kaslarının kasılmasına bağlı sertlik ve çekilme gibi şikayetler bulunabilir.Stres ve gerilimdeki artma devam ettikçe çarpıntı sık idrara gitme panik ve ölüm korkusu gibi şikayetler hastaların yakınma konusu olabilir.




Eğer baş dönmesi meniere hastalığı ile uyumlu ise baş dönme bulantı kusma yanında kulaklarda ve beyinde basınç hissi , patlayacak gibi olma ve işitme azalması gibi bulgular vakadan vakaya değişik olmak kaydı ile görülebilir.




Baş ve boyun hareketleri veya yatakta dönme ile bağlantılı (benign pozisyonel vertigo) baş dönmesinde ise bulgular belirli bir pozisyonda artış gösterme eğilimindedir.Gürültülü seyretse de günler içinde şiddeti giderek azalan benzer baş dönmelerinin ayırıcı teşhis ve tedavisinde biz hekimlere büyük sorumluluklar düşmektedir.



Hastanın kendisimi dönüyor yoksa çevresi mi dönüyor? Yada dönmenin başka şikayetlerle ilgisi var mı? Gibi benzer soruların aydınlatılmasından sonra muayene ve tetkiklerde önemli bir bulguya rastlamadığımız her türlü dönmede öncelikli yapılacak tedavi hekim –hasta diyaloğuna önem vererek planlanmalıdır.

Dönme ve kusmaya iyi gelen ilaçlar beyin damar akımını destekleyici tedaviler yanında hastanın stres ve psikolojik durumuna önem vermemiz gerekir.Çünkü ruhsal gerginlikler stres ve kaygı gibi sebepler baş dönmesi hissini daha fazla yaşamaya sebeptir.

Baş dönmesi ve dengesizlik şikayeti ile gelen hastalara: Kansızlık, kan şekerindeki düzensizlik vitamin noksanlığı düzensiz beslenme uykusuzluk stres vs gibi başka sebepler araştırılmalıdır.Hastalar şikayetleri ile ilgili aydınlatıldığında tedavinin yarısını başarmış sayabiliriz.Gürültülü bir tablo olan dengesizlik hissi ile kişide oluşan kendine güven azlığı ile de mücadele ancak bu kararlı tutum ile başarılabilir….

Denge eksersizleri dediğimiz eksersizlerden umulmadık başarılı sonuçlar almak mümkün.En basit denge eksersizi başımızı sağa sola döndermektir. 20-25 cm den mesafeli baş sabit ve karşıya bakarken gözlerin sağa sola yukarı aşağı hareketleri ile denge organımıza yapılan yardımcı olma işlemini düzenli ve planlı yapma ile büyük yararlar elde edebiliriz.

Denge eksersizleri bazen tek başına tedavi için yeterli olabilmektedir..Çeşitli destekler ilaçlar yanında bazı bitki çayları akupunktur gibi doğal denge tedavileri de umulmadık başarışı sonuçları ile bir çok vakada yüz güldürücü olabilmektedir…Sağlıklı güzel günler…

Hastalanmadan Önce Sağlığımızın Kıymetini Bilelim

İnsanoğluna sunulmuş en büyük nimetlerden biri sağlıktır. Sağlığı bozulmuş bir insan hayattan zevk alamaz, sosyal toplumsal manevi ve dini görevlerini yerine getiremez. Sağlıklı olmak, insan mutluluğunun öncelik taşıyan unsurudur.

Sağlık genellikle kendiliğinden var olan bir nimet olarak algılansa da kaybedildiğinde ancak değeri anlaşılmaktadır. Oysa sağlık bilincimizi geliştirmeliyiz. Birer emanet olarak taşıdığımız organlarımız korunmalı ve bu gaye için çaba sarf edilmelidir.

Sağlık olma sadece fiziksel bir değer değil büyük çoğunlukla zihinsel ve ruhsal bir değerdir. Çünkü zihinsel ve ruhsal durumumuz fiziksel durumumuzu büyük ölçüde etkiler.

Sağlıklı bir insanın bedeni ve ruhu uyumludur. Düşünce gücü yerindedir. Kendinin farkındadır. Hareketleri olumlu ve dengelidir.Kendisi ile de barışıktır.

Bozuk bir psikolojiyle sağlıklı bir bedene sahip olunması mümkün değildir. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü sağlığın fiziksel ruhsal ve zihinsel bir bütün olduğunu açıkça ifade etmektedir.

Beslenmesine dikkat etmeyen, stres altında ezilen, iyimserliğini kaybetmiş, egzersiz yapmayan, yaşadığı anı zinde ve mutlu olarak sürdüremeyen , kendine dinlenme fırsatı vermeyen bir insan sağlığını uzun süre koruyamaz ve mutlaka kaybeder. Değerli bir şeyin asıl değerini onu kaybedince anlarız. Bunların başında da sağlığımız gelir.

Sağlıklı bir hayat için alınması gereken önlemlerin çoğu günlük hayatta gereken küçük ve kolay uygulanabilir faaliyetlerden oluşur.Nerede olursa olsun günlük hayatı düzenleyen bazı temel unsurların bilinçli olarak uygulanması sağlığın korunmasında ve diğer insanlarla paylaştığımız hayatı kolaylaştıracaktır.

DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME İLE SAĞLIĞIMIZI KORUYABİLİRİZ.

İnsan, vücudunun temel ihtiyaçlarını ancak dengeli ve sağlıklı bir beslenme ile karşılayabilir. Bunun dışında bir yol sağlıklı ve dengeli beslenmeyi bozacaktır.

Günümüzün yoğun temposunda insanlar fast food yemekleri tercih ederek ayakta atıştırır oldular.Midelerin doldurulmasının sağlıklı kalmak için yeterli olduğunu sanarak dengesiz beslenmeyi bir moda olarak benimsediler. hatta evlerde bile dondurulmuş ürünler her geçen gün daha fazla kullanır oldular.Bu yanlışın bedelini hala tüm ağırlığı ve acımasızlığı ile ödüyoruz desem doğru olur.

Dengeli ve sağlıklı beslenme demek açlığı bastırmak ve mideyi doldurmak demek değildir. Vücudun işlevlerini sağlıklı olarak yerine getirebilmesi, bağışıklık sistemi olarak bildiğimiz hastalıklara karşı müdafa sisteminin desteklenmesi , gelişme, direnç gösterme gibi işlevlerini yerine getirebilmesi için protein, karbonhidrat, yağ, vitamin – mineral, su ve eser element dediğimiz maddeleri temin için dengeli ve yeterli besinleri alması elzemdir..

Hastalanmadan önce sağlıklı halimizi nasıl idame ettirebiliriz???

  • Kahvaltınızı mutlaka yapın: her sabah uyandığımızda bir önceki akşam yediklerimizi sindirmiş ve yeni sindirime hazır bir mideyle uyanırız. Güne enerjik ve dinamik başlayabilmek için enerjiye ihtiyacımız vardır ve bu ihtiyacı kahvaltı ile karşılarız.
  • Öğlen yemeklerinizi ertelemeyin ve atlamayın: Öğlen yemeklerinizi zamanında ve normal tarzda yiyin. Öğlen yemeğinizi geciktirdiğinizde daha yedikleriniz sindirilmeden akşam yemeği yiyecek ve sağlığınızı riske atacaksınız. Öğün atlamanız ise akşam gereğinden fazla yemenize sebep olacaktır.Bu tür beslenme ise sağlıklı kalmanızı kısa sürede engelleyecek ve sizleri hekim kapılarında hastane koridorlarında dolaştırmaya başlayacaktır.
  • Akşam yemeklerinde aşırıya kaçmayın : Özellikle akşam saat sekizden sonra yemek yemekten kaçının. Akşam yemeklerinizde çorba, yoğurt, sebze ve beyaz et tercih etmeniz sağlığınıza iyi bir yatırım olacaktır.Eğer nefsi arzularınızı yenemeyip akşam yediklerinizi biraz kaçırdıysanız yemek sonrası 20-30 dakika açık havada yürüyerek yada biraz eksersiz ile gece sağlıklı uykuyu yakalayabilirsiniz.
  • Öğün aralarında abur cubur yemeyin: Bunlar kandaki şeker, yağ ve kolesterol oranını yükseltecek, hem kalp – damar sağlığınızı bozacak hem de obez ( yağ oranı yüksekliğine bağlı şişmanlık ) bir görünüşünüz olmasına sebep olacaktır.Sizi hantal ve işe yaramaz hale getirecektir.
  • Gece yatarken yemek yemeyin ve atıştırmayın: Uyuduğumuz zaman tüm vücut fonksiyonlarımız yavaşlar ve dinlenmeye geçer. Dolu bir mide ile yatağa girdiğimizde hem uyumakta zorluk çekeriz hem sabah yorgun kalkarı hem de mide sağlığımızı da bozmuş oluruz.
  • TV seyrederken atıştırmayın: En tehlikeli atıştırma tarzıdır.İlla atıştırmak durumundaysanız sınırlı olmak şartı ile yer fıstığı badem ve fındık tercih edilmeli.Yada bir miktar meyve tercih edilmelidir.
  • Yemek yerken kitap, gazete vs okumayın: Bu sırada yeme miktarınızı ve hızınızı kontrol edemezsiniz.
  • Beslenme mönünüzde sebze ve meyveler ağırlıklı olsun: Sadece et ile beslendiğinizde kalp, damar ve mide rahatsızlıklarına yakalanma riskiniz artar. Sadece sebze ile beslenmek de yeterince güçlenememenize ve gelişememenize sebep olur. Ağırlık sebze ve meyveler olmakla birlikte kırmızı, beyaz ve kırmızı eti de makul ölçülerde tüketmelisiniz.
  • Su için: Su tüm canlılar için hayat demektir. Suyu yemeklerden önce içmelisiniz, yemekle yada yemekten hemen sonra içilen su besinlerden faydalanmanızı engelleyecek, bağırsaklarınızda gaz oluşumuna sebep olacaktır. Gün içinde de aşırıya kaçmadan su içmelisiniz.Her gıdanın fazlasının zarar olduğu gibi içilen fazla suyun da zararı vardır.Normal sağlıklı bir insanının sıvı ihtiyacı 2-3 litreden fazla değildir.
  • Daha çok posalı yiyecekler tüketin: Kalp hastalığı ve yüksek tansiyona karşı koruma elde etmiş olursunuz. Günümüz insanın önemli sorunu olan kabızlığa karşı da korunmanız bu sayede kolaylaşır.
  • Meyve ve meyve suyu: Meyve suyu yerine meyvelerin kendisini yemeyi tercih edin.
  • Tuz özellikle tansiyon ve damar sağlığımızı bozan bir mineral olarak bilindiğinden sınırlı miktarda alınmalıdır.

Kısaca özetlemeye çalıştığım temel sağlık kurallarına uyarak kendimizle ve çevremizle barışık manevi yapımızı güçlü ve zinde tutacak bir yaşam tarzı bize sağlık olarak geri dönecektir.Denediğinizde göreceksiniz.