13 Şubat 2010 Cumartesi

Kanser Hücresini Yok Eden Enzim bulundu

Bilim adamları, birçok kanserin sorumlusu olduğuna inanılan genin hücrelerini yok eden enzim bulduklarını açıkladılar.

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi ve Uluslararası Kanser Araştırma Derneği'nde görevli bilim adamları, proteaz HtrA2'nin birçok lösemide, göğüs ve akciğer kanserlerinde yüksek seviyede bulunan onkojen WT1 hücrelerini temizleyebildiğini buldular.
WT1'in kanserde iyi bilinen bir faktör olduğunu belirten araştırmacılar, ender görülen kanserlerden olan Wilms' tümörünün böbrek gelişimini bastırdığını açıkladılar.
Molecular Cell dergisinde yayınlanan en son araştırmada, ilk kez WT1 hücrelerini yok eden enzimin keşfedildiği açıklandı. Manchester's Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi'nden Dr Jorg Hartkamp, "Kansere WT1'in yol açtığı yıllardır biliniyordu. Ancak, bunun nasıl işlediği anlaşılamamıştı. Böylece, WT1'in düzenleyici etki alanı üzerinde çalışırken, kazayla proteaz HtrA2'nin rolünü keşfettik. Bu keşif daha büyük etkiye sahip. WT1'in eksik yerlerini doldurduk. Bu eksik yerler de enzimin WT1 hücrelerini temizleyebilmesidir" diye konuştu.

Önce sigarayı bırakalım!


Sigara, baba adaylarında sperm sayısı ve kalitesini düşürürken anne adayları için de kimi zaman; dış gebelik, düşük ve ölü doğum riski artırıyor.

Binlerce zararlı kimyasal madde içeren sigara, sadece akciğerleri değil, vücutta hemen her organ ve sistemi etkiliyor. Sigara, baba adaylarında sperm sayısı ve kalitesini düşürürken anne adayları için de kimi zaman; dış gebelik, düşük ve ölü doğum riski anlamına geliyor... Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, “Sigaranın gebelik üzerindeki olumsuz etkisi” hakkında şu bilgileri verdi: Anne sigara içiyorsa bebek de içiyordur Anne karnındaki bebek, göbek kordonu aracılığıyla annenin yediği besinlerden yararlandığı gibi, annenin aldığı ilaçlara ve zararlı maddelere de maruz kalır. Sigaradaki kimyasallar da bebeğe bu yolla ulaşıp, henüz gelişmekte olan minik organlara zarar verir. Nikotin, katran ve karbon monoksit (egzoz gazında bulunan ya da soba zehirlenmelerinde solunan gaz), bebek için sigaradaki en tehlikeli maddelerin başında gelmektedir. Anne sigara içiyorsa, bebek de içiyordur. Sigara, bebeğin küçücük organlarına annesine göre kat kat fazla zarar vermektedir. Sigara içenler de kısırlık daha sık görülüyor Sigara içen kadın ve erkeklerde kısırlık, içmeyenlere göre çok daha sık görülmektedir. Sigara içen erkeklerin sperm sayısı düşmekte ve sperm hareketliliği azalmakta iken kadınların gebelik için gerekli hormonları sigaradan etkilenmektedir. Ayrıca sigara, yumurtanın tüplerden rahme yolculuğunu da sekteye uğratmaktadır. Tüm bunlara ek olarak sigara, kısırlık tedavisinin başarısını düşürmektedir. Sigara içen kadınlarda, “dış gebelik” adı verilen, döllenmiş yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi durumu ve düşükler ile ölü doğumlar da sık görülür. Sigara, “plasenta” ya da “bebeğin eşi” olarak bilinen ve bebeğin anne ile arasındaki besin maddeleri ile oksijen, karbondioksit gibi gazların alışverişinde rol alan organ ile ilgili zararlara da yol açmaktadır. “Plasenta previa”, plasentanın rahmin alt kısmında yerleşmesi anlamına gelebilir. Bunun sonucunda gebeliğin ilerleyen dönemlerinde kanama görülebilir ve erken doğum yaptırılması gerekebilir. Sigara içenlerde, hem plasenta previa, hem de plasentanın doğumdan daha önce rahim duvarından ayrılması olayı daha sık görülmektedir. Sigara ile gelen tehlike Anne gebelik boyunca ne kadar çok sigara içerse, bebek de o kadar küçük doğmaktadır. Erken doğum riski de artmaktadır. Erken doğan bebekler daha küçük dünyaya gelmelerinin yanı sıra, akciğerleri de henüz doğuma hazır olmadığından solunum sorunları yaşayabilmektedir. Gebeliği boyunca sigara içen annenin bebeği sağlıkla dünyaya gelmiş olsa da, sigaranın bebek üzerindeki zararlı etkileri sona ermez. Bu çocuklarda nedeni bilinmeyen “ani bebek ölümü sendromu” ya da “beşik ölümü”, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha sık görülmektedir (2-3 kat). Bebeğinizi bekleyen hastalıklar Sigara içen annelerin çocuklarında dudak/damak yarıkları daha sıktır. Bu çocuklar, solunum yolu hastalıklarına, kulak iltihaplarına ve bademciğe daha fazla yakalanırlar. Daha da önemlisi, ileride; öğrenme, davranış ve dikkat bozuklukları gelişebilmektedir. Emziren anneler sigaradan uzak dursun Gebeliği sigarasız geçiren anne, süt verme döneminde de sigaradan uzak durmalıdır. Sigara, anne sütünü azaltmaktadır. Anne sigara içtiğinde, bebek de emdiği süt yoluyla sigaradaki maddelere maruz kalmış olur. Diğer tüm zararlarının yanında, sigara bu çocukları daha huzursuz yapmakta ve uyku düzenlerini bozmaktadır. Bebeklerin kalp hızları artmakta, karın ağrısı, kusma ve ishal görülebilmektedir. Sigara, her ortamda zararlı Sigara içen anne-babalar, sigarayı bebeğin yanında değil, başka bir oda ya da cam açık/balkonda içtiklerinde sigaranın bebeklerine zarar vermeyeceğini düşünürler. Oysa kişinin giysilerine ya da derisine sinen nikotin ve diğer zararlı maddeler bebeğe yanında sigara içilmişçesine taşınmaktadır. Amerika’da yapılan bir araştırma, evin farklı odasında ya da dışarıda sigara içilen evlerin bebek odalarında, hiç sigara içilmeyen evlere göre nikotin ve diğer kimyasalların düzeyi 5-8 kat daha yüksek bulunmuştur. Bebeklerde yapılan idrar tahlillerinde de, sigara ürünleri 8 kat fazla saptanmıştır. Unutmamalıyız ki; bebeklerin akciğerleri o kadar küçüktür ki, çok az miktardaki sigara dumanı bile onlara zarar verebilmektedir. Anne baba olmadan önce sigarayı bırakın Tüm bu zararlı etkileri göz önüne alındığında, gebelik planlayan her annenin sigarayı bırakması uygun olacaktır. Hamile bir kadının ise, sigarayı bırakmak için gerçekten çok güçlü bir motivasyonu vardır. Özellikle ilk birkaç aydaki bulantı ve kusmalar, sigarayı bırakmayı kolaylaştırabilir. Kimi gebeler, sadece bırakmaya karar vererek bu kötü alışkanlıktan kurtulabilmektedirler. Bu; hem anne, hem de bebek için en güvenli yoldur. Bunu yaparken sigarayı hatırlatacak her şeyden uzak durmak; sigara ile “iyi giden” alışkanlıkları azaltmak çay-kahve tüketimi gibi); spor yapmak; sigara isteği geldiğinde bir bardak su içmek, sakız çiğnemek ya da ortam değiştirmek gibi küçük tedbirler işe yarayabilir. Bunu yaparken aile veya iş çevresinde sigara içen biriyle birlikte bırakmayı denemek de faydalı olabilir. Eğer baba adayı da sigara içiyorsa, bebek için risk katlanmış demektir. Bu yüzden anne ve babanın beraberce sigarayı bırakmaları bebek için çok daha önemlidir. Eğer kendiliğinden bırakmada sorun yaşanırsa, mutlaka bir hekime danışılması uygun olacaktır. Göğüs hastalıkları uzmanları tarafından yürütülen sigara polikliniklerinde sigaranın bırakılmasına yönelik tedaviler, gereğine göre gebelikte de uygulanabilir.

Greyfurt suyu öldürebilir!


Bolu İl Sağlık Müdürlüğü diyetisyeni Naciye İla Deniz, greyfurt suyuyla ilaç içmenin ölüme yol açabileceğini söyledi.
Deniz, greyfurt suyunun alınan ilaçların yan etkilerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Bir bardak greyfurt suyu, ilaçların yan etkilerinin ortaya çıkmasına yetebiliyor. İlaçları greyfurt suyuyla birlikte almak veya greyfurt suyu içtikten 12 saat sonra bile ilaç almak, yan etkilerin ortaya çıkmasına yetmektedir. İlaç kullananlar greyfurt suyu içmemeli.
Tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, greyfurt suyuyla alınması halinde anormal derecede yüksek seviyelere çıkabiliyor. Antihistaminik ilaçların greyfurt suyuyla birlikte alınması kalbe zarar verebiliyor. Eklem enfeksiyonu, sedef hastalığı, AIDS, epilepsi tedavisi görenler ve organ nakli yapılmış olanlar greyfurt yememeli, suyunu içmemeli."

Böbrek taşının ilacı limonata


İstanbul Cerrahi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren, limonatanın taş oluşumu için koruyucu etkisi olduğunu söyledi.

Mısır, Hindistan, Türkiye gibi sosyo ekonomik durumu kötü olan ülkelerde böbrek taşı oluşumunun daha çok olduğunu dile getiren Zeren, “Coğrafi şartlar, beslenme alışkanlıkları ve genetik böbrek taşının oluşumuna etki eden önemli faktörlerdir.Türkiye’de bir kişinin böbrek taşı sorunuyla karşılaşma riski yüzde 5 ile 10 arasındadır. Bunu önlemenin en kolay yolu limonata ve su içmektir” açıklamasında bulundu. Çoğu hastanın bel, sırt ağrısı gibi şikayetlerle gelip, tesadüf eseri böbrek taşı sorunu olduğunu öğrendiğini açıklayan Zeren, ‘sağlığı hafife almamak gerekir’ dedi. TAŞ YERİNE BÖBREKTEN OLMAYIN Böbrek taşının temizlenmesinde ameliyatın kalitesine dikkat çeken Zeren, “Böbrek kritik ve hassas bir organdır. Ameliyat hoyratça yapılırsa taşla beraber böbreği de almak gerekir. Bu tür ameliyatların belli kalitede yapılması çok önemlidir. Taşların sadece bir kısmı temizlenerek hasta yollanabiliyor. Ancak önemli olan taşların tamamının temizlenmesidir. Böbrekte kalan ufak bir taş dahi tekrar büyümeye neden olur” uyarısında bulundu. Öneriler: Bol su ve limonata içmek Hareketli olmak Günde 2 gram’ın üstünde kalsiyum ve C vitamini almamak Fazla Tuzdan kaçınmak Hayvansal proteinlerden kaçınmak